Duyurular
   22 Mayıs Pazar Hz. Mehdi'nin kutlu doğumu.

   19 Mayıs Perşembe Kerbela şehidi İmam Hüseyin'in oğlu Hz. Ali Ekber'in kutlu doğum günü.

   13 Mayıs Cuma İmam Zeynel Abidin'in mübarek doğumu.

   12 Mayıs Perşembe Kerbela sakisi hz. Ebul fazl Celal Abbas'ın kutlu doğum günü.

   11 Mayıs Çarşamba İmam Hüseyin'in kutlu doğumu.

   11 Mayıs Çarşamba İmam Hüseyin'in kutlu doğumu.

   4 Mayıs Çarşamba Peygamberimizin biseti ve peygamberliğe seçilişi.

   4 Mayıs Çarşamba Peygamberimizin amcası, Hz. Ali'nin babası Hz. Ebu Talib'in vefatı.

   4 Mayıs Çarşamba Peygamberimizin amcası, Hz. Ali'nin babası Hz. Ebu Talib'in vefatı.

   3 Mayıs Salı İmam Musa Kazım'ın Şehadeti.

   23 Nisan Cumartesi Kerbelanın kadın kahramanı Hz. Zeyneb'in şehadeti.

   21 Nisan Perşembe Hz. Ali'nin kutlu doğum günü.

   14 Nisan Perşembe Regaib Gecesi

   11 Nisan pazartesi İmam Ali Naki'nin şehadeti.

   8 Nisan Cuma bir rivayete göre İmam Muhammed Bakır'ın kutlu doğum günü.

   8 Nisan Cuma üç ayların başlangıcı ve Recep Ayına giriş.

   LA İLAHE İLLALLAH, MUHAMMEDUN RESULULLAH, ALİYYUN VELİYYULLAH

   ALEVİLİK İSLAMIN ÖZÜDÜR

   17 Nisan Pazar İmam Hüseyin'in oğlu kerbelanın altı aylık şehidi Hz. Ali Askerin kutlu doğum günü.

   18 Nisan Pazartesi İmam Muhamemd Taki'nin kutlu doğum günü.

   26 Nisan Salı Peygamberimizin oğlu Hz. İbrahim'in 16 aylıkken vefatı.

   2 Mayıs Pazartesi Hz. Ali'nin mübarek eliyle Hayber kalesinin fethedilmesi.

Anket
Sizce Gadiri Hum'da Ne Oldu?
  • Hz. Muhammed s.a.a Allah'ın emriyle Hz. Ali'yi kendisinden sonra halife seçti.
  • Hz. Muhammed s.a.a Müslümanlara Hz. Ali'yi sevmelerini emretti.
  • Bilmiyorum
Video Galerisi
Alıntı Yazılar
Soner Yalçın
Panama Belgeleri’nin sırrı bu mektupta

Hüsnü Mahalli
Hüsnü Mahalli: Yok olmanın hafifliği

Fehim Taştekin
Kürt hesabı!

Alptekin Durusunoğlu
Suudilerin Hizbullah’a armağanı

Son Dakika Haber
    Rusya'nın son dönemlerdeki Suriye'ye özel ilgisi

Tarih : 09.09.2015 11:05:59

Rusya'nın son dönemlerdeki Suriye'ye özel ilgisi
Rusya'nın uluslararası arenaya ve siyaset alemine bakışı ameli ve çıkar eksenli bir eğilime dayanır. Buna göre de Moskova yönetimi her zaman ve kendi çıkarları doğrultusunda uluslararası eğilimlerini gözden geçirmeye çalışmıştır.
 
Rusya son yirmi yılda Batı ile uyum politikası çerçevesinde Avrupa ve Amerika ile yeni ilişkiler inşa etmeye çalıştı, öyle ki bir dönem AB Rusya'nın en büyük ticari ortağı oldu. Ancak son iki yılda bu eğilimde köklü değişim yaşandı.
 
 
Ukrayna krizi ile Batıdan uzaklaşan Rusya, Doğu Asya, Ortadoğu ve Latin Amerika'ya yöneldi
 
Gerçekte Ukrayna krizinden önce Rusya başta AB olmak üzere Batı ile ilişkilerinde büyük ilerleme kaydetti. Ancak Ukrayna krizinin patlak vermesi ve iki taraf arasında Ukrayna üzerinde artan gerilim, Rusya ile Batı arasındaki işbirliği ve ortaklık temeline dayanan ilişkileri, hasmane ve ayrışma temeline dayanan bir ilişkiye çevirdi.
 
Şimdi ise Rusya eğiliminde temel değişikliğe gitme çerçevesinde ve doğuya bakış politikası doğrultusunda sadece mali ve iktisadi, sanayi, enerji ve askeri boyutlarda başta Çin ve Hindistan olmak üzere Doğu Asya bölgesine odaklanmakla kalmadı, aynı zamanda Ortadoğu ve Latin Amerika ile ilk etapta ve başka bölgelerde daha sonraki aşamalarda yakın ilişki kurmaya dönük çalışmaya başladı.
 
Rusya'nın bu yeni eğilimi Batılı çevrelerin Moskova'nın Ortadoğu'daki çıkarlarını ve hatta bu bölgede bazı müttefiklerini yalnız bıraktığı iddialarını çürütmektedir. Nitekim bu iddiaların aksine son zamanlarda Rusya'nın Ortadoğu'nun üç önemli ülkesi olan Suriye, Irak ve İran ile daha yakın ilişki kurma bağlamında önemli hareketliliğine şahit olmaktayız.
 
Ortadoğu konusunda, Obama yönetiminin bu bölgede devam eden krizlerde Amerika'nın rolünü hafifletme eğilimi ve bölgedeki muhafazakar Arap rejimlerin Amerika'nın İran ve 5+1 grubunun Bercam adı ile anılan nükleer anlaşmaya varma sürecinde tutumundan rahatsızlığına Rusya'nın Ortadoğu bölgesine yönelik yeni eğilimi eklenince, Moskova için yepyeni fırsatlar doğurduğu gözleniyor. Bu etkenler Rusya'nın Ortadoğu bölgesine yönelik dış politikasını harekete geçirdiği de anlaşılıyor ki, bu da başta Suriye olmak üzere bölge ülkeleri ve bölgesel aktörler bakımından önemli bir gelişme sayılıyor. Şimdi Rusya yönetimi geçmişe nazaran daha fazla Ortadoğu meselelerine kendi çıkarları doğrultusunda katılmaya özen gösteriyor ve bu arada Moskova için en önemli konunun Suriye'nin geleceği olduğu anlaşılıyor.
 
Rusya son dönemlerde Suriye'ye özel ilgi gösteriyor
 
Gerçekte Rusya son dönemde Suriye'ye özel ilgi gösteriyor. Bu ilgiyi hem Suriye krizinin siyasi yollardan çözümlenmesi alanında ve hem de Şam yönetimine silah yardımlarını arttırma ve bu yönetime verdiği desteği arttırma alanında açıkça görmek mümkün. Üstelik başta tekfirci IŞİD terör örgütü olmak üzere bölgedeki terör örgütlerinin artan tehditleri ve bu örgütlere üye Rusya uyruklu teröristlerin Rusya'ya geri dönme riski, Moskova yönetimini bu zümre ile Ortadoğu bölgesinde mücadele etmeye yönelttiği gözleniyor.
 
Son aylarda Rusya Suriye meselesine özel ilgi göstermeye başladı ve hatta Şam yönetimi ile muhalifleri arasında Moskova'da düzenlenen bir kaç oturumu de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Bu bağlamda bazı raporlar Moskova yönetimi tüm Suriyeli tarafların katılacağı ve Suriye krizinin siyasi yollardan çözümü için görüşlerini beyan edeceği üçüncü zirvenin hazırlığını yaptığını gösteriyor. Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Mihail Bogdanov 19 Ağustos 2015'te yaptığı açıklamada, Rusya yönetimi Suriye krizinin çözümü için Moskova-3 zirvesinin hazırlığını yaptığını belirtti. Bogdanov, Suriyeli muhaliflerin Moskova ve Kahire'de yaptıkları görüşmelerin Şam yönetimi ile müzakerelerinin temelini oluşturması gerektiğini ifade etti.
 
Bogdanov bundan önce de Moskova yönetimi Şam yönetimi ve Suriyeli muhalif gruplarla bu ülkenin krizini çözümlemek amacıyla Moskova-3 zirvesinin düzenlenmesi konusunda temaslarını sürdürdüğünü açıklamıştı.
 
Öte yandan Rusya'nın Suriye yönetimi ile muhalifleri arasında istişareleri ve temasları attırma çabasından başka Moskova'nın BM güvenlik konseyine sunulan De Mistora'nın Suriye barış planına destek vermesi dikkat çekiyor. Çünkü Batılı diplomatlar De Mistora'nın barış planı Rusya'nın vetosuna takılacağından korkuyordu.
 
Esad'sız çözüm kabul edilemez, Tahran ve Moskova arasında tam bir koordinasyon var
 
Bu arada Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov Suriye'de Beşar Esad'ın iktidardan uzaklaştırılması üzerinde ısrar edilmesi Moskova açısından asla kabul edilemez olduğunu açıkladı. Öte yanda Rus diplomatların Suriye krizini çözmek için başlattıkları hareketlilik bu konuda Moskova ile Tahran arasında tam koordinasyon bulunduğunu ve Washington ve Riyad ile anlaşmazlığın devam ettiğini ortaya koydu.
 
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov bundan üç hafta önce Rusya'nın Suriye'ye yönelik tutumu hakkında yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: Bizim tutumumuz değişmedi. Biz sürekli Suriye milleti hiç bir müdahale olmaksızın ve yabancı aktörlerce hiç bir önşart veya reçete dayatılmaksızın kendi ülkelerinin kaderi hakkında karar vermesi gerektiğini savunduk. Suriye'de geçiş sürecinde atılacak adımlar ve yapılacak reformlar hakkındaki kararlar Şam yönetimi ile muhaliflerin arasında sürecek müzakerelerde alınması ve her iki tarafça kabul edilmesi gerekir.
 
Öte yandan Amerika da başta Suriye krizi ve tekfirci IŞİD terör örgütü ile mücadele gibi bazı bölgesel meseleleri Rusya'nın yardımları ve işbirliği ve katılımı olmaksızın çözümleyemeyeceğini anlamış gibi görünüyor. Buna karşın Moskova açıkça Washington'un Suriye krizi ve özellikle IŞİD'e karşı tutumuna yönelik politikalarını eleştirmeyi sürdürüyor. Rusya devlet Başkanı Vladimir Putin'e göre Batılı ülkeler Suriye'de gayri meşru hedefler güttükleri için Suriye'yi saran kriz ve iç savaşın başlıca sorumlularıdır ve aynı zamanda Amerika ve Batılı ve Arap müttefikleri Suriye ve Irak gibi ülkelerde IŞİD gibi tekfirci terör örgütlerinin türemesi ve yayılmasında temel rolü ifa etmiştir.
 
IŞİD'in türemesinin nedeni; Amerika ve Batının tek yanlı askeri operasyonları
 
Bu çerçevede Putin Şubat 2015'te Amerika ve Batı'nın Ortadoğu bölgesinde tek yanlı askeri operasyonları IŞİD'in Irak ve Suriye'de türemesine zemin hazırladığını belirtti. Putin aynı zamanda sözde IŞİD karşıtı kurulan ve Amerika'nın başını çektiği uluslararası ittifakın icraatını da yetersiz ve etkisiz buldu ve IŞİD karşıtı ittifakta yer alan ülkelerin icraatı ve izledikleri taktikleri ve stratejileri mevcut tehditlerin boyutu ve mahiyeti ile örtüşmediğini vurguladı. Amerika'nın IŞİD'e karşı yaptığı hava akınlarını şiddetle eleştiren Putin bu akınların da etkili olmadığını ve şimdiye kadar da hiç bir fayda sağlamadığını ifade etti.
 
Suriye'deki mevcut durumun sorumlusu; Arap Batı ittifakı
 
Gerçekte Putin Suriye krizi tırmanmaya başladığı ve iç savaş patlak verdiği günden beri sürekli başta Amerika ve bölgedeki Arap müttefikleri olmak üzere Arap Batı ittifakını Suriye'de yaşanan durumdan sorumlu tuttu. Moskova yönetimi aynı zamanda defalarca terörle mücadelede uluslararası yasalar ve başka ülkelerin milli egemenliğine saygı çerçevesinde ortak hareket edilmesini istedi. Buna göre Putin'in bir süre önce Obama'yı telefonla araması ve telefon görüşmesinde Amerika ile Rusya arasında koordinasyonun arttırılması ve bölgesel krizlerin hafifletilmesi için ortak hareket edilmesi gibi önerilerde bulunması, Obama'yı mutlu etmek veya Amerika'ya yakınlaşmaktan ziyade Rusya'nın başta Suriye krizi ve IŞİD ile mücadele olmak üzere bölgesel krizlerin çözümü için köklü ve temelli adımlar atılmasına yönelik eğilimini yansıtmaktadır. Böylece eğer Washington gerçekten bu sorunların çözümünde samimi ise Moskova yönetimi ile istişareleri arttırmanın yanında bu bağlamda somut ve olumlu adımlar atması gerekir. Buna karşın Putin dün yaptığı açıklamada Moskova'nın IŞİD aleyhinde düzenlenen operasyonlara katılma konusuna vurgu yaptı ve Kremlin'in bir çok seçeneği gözden geçirdiğini, fakat Amerika'nın başını çektiği IŞİD karşıtı ittifaka katılmak şimdilik Moskova'nın gündeminde yer almadığını ifade etti.
 
Suriye krizinin Rusya açısından önem arz eden boyutlarından biri, Irak ve Suriye topraklarında tekfirci terör örgütlerinin varlığı ve bu örgütlere Rus ve orta Asya kökenli binlerce teröristin üye olmasıdır. Gerçekte şimdi bu radikal görüşlü zümrenin bağlı bulundukları ülkelerine dönmeleri ve bu ülkelerde türlü terör eylemlerini düzenlemeleri Rusya yönetiminin en büyük siyasi ve güvenlik kaygılarından birini oluşturuyor.
 
IŞİD'e katılan 2000 Rus vatandaşının geri dönme riski ve Rusya'nın Suriye'ye direk asker göndermesi
 
Bu çerçevede Rusya etnik gruplar işleri federal ajansı Başkanı İgor Barneyev geçen ay yaptığı açıklamada, şimdiye kadar 2 bin Rusya vatandaşı Irak ve Suriye'ye gitmek üzere Rusya'dan ayrıldığını ve bunların büyük bölümünün amacı IŞİD'e katılmak olduğunu belirtti.
 
Şimdi ise tekfirci teröristlerin Rusya'ya ve diğer orta Asya ve Kafkasya ülkelerine geri dönüş tehdidi daha da ciddi boyutlara ulaştığı bir sırada Rusya yönetimi Suriye'de teröristlerin başını ezerek önleyici tedbir uygulamak istiyor. Bu çerçevede korsan İsrail'de yayınlanan Yediot Aharonot gazetesi ileri sürdüğü iddiada, Rusya Amerika'nın bilgisi dahilinde terör örgütleri ile mücadele etmek amacıyla Suriye'ye doğrudan askeri müdahalede bulunmaya başladığını ve bu ülkede hava kuvvetlerine bağlı bir alay konuşlandırdığını yazdı. Gazete, Amerika Rusya'nın bu hareketine karşı sessiz kaldığını belirtti. Beyaz saray ise geçen gün Rusya'nın Suriye topraklarında askeri operasyon düzenlediği ile ilgili raporları titizlikle incelediklerini açıkladı.
 
Rusya son bir kaç yılda Suriye yönetimini ciddi bir şekilde destekleme yükümlülüğüne bağlı olduğunu ortaya koydu. Bu bağlamda Rusya devlet Başkanı Putin en son açıklamasında Suriye'ye gönderilen askeri teçhizatın bundan beş ila yedi yıl önce imzalanan askeri anlaşmaların yerine getirilmesinden ibaret olduğunu belirtti. Rusya'nın Şam yönetimine Mig 31 savaş uçakları ve Kornet füzeleri vermesini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
 
Rusya'nın Suriye'ye verdiği askeri ve silah desteği arkasındaki mesaj ne?
 
Aslında Rusya yönetimi bu hareketi ile Şam yönetimine siyasi desteğin yanı sıra askeri destek vermekle yükümlü olduğunu gösterdi. Rusya'nın bu son adımları bazı ülkeler Moskova'nın Suriye politikası Rusya'nın Amerika ve diğer bazı ülkelerle karşılıklı çıkarları yüzünden değiştiğini iddia ettiği bir sırada attı. Bu haberler ve tahminler Arabistan Dışişleri Bakanı'nın Suriye Cumhurbaşkanı hakkındaki sert sözleri ve Rus yetkililerin bu sözlere tepkisizliği ve ayrıca Moskova'nın Suriyeli yasal muhalif grupları yeni bir konferans çerçevesinde ağırlama kararı ile daha da kuvvet kazandı. Buna karşın Rusya'nın Suriye'ye yönelik son tutumu ve uygulamaları hakkında akla gelen soru şu ki acaba Moskova mevcut hassas şartlarda bu denli gelişmiş savaş uçaklarını ve füzeleri Suriye yönetimi ve ordusuna vermekle hangi amaçları güdüyor ve bazı bölgesel veya küresel aktörlere ne gibi bir mesaj vermek istiyor?
 
Gerçi Rusya ilk kez bölgesel müttefiki olan Suriye'ye askeri yardım yapmıyor, fakat Rusya'nın şimdiki zaman diliminde bunu yapması, Batı'ya Moskova'nın bölgesel müttefiklerine desteğini ve yardımlarını kesmeyeceğine dair açık ve net bir cevaptır. Öte yandan söz konusu gelişmiş savaş uçaklarının Rusya tarafından Suriye'ye verilmesi sadece Suriye ordusunun hava gücünü geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda Suriye'nin bölgedeki düşmanlarına yönelik de bir uyarı sayılıyor.
 
Suriye'ye Mig 31'lerin verilmesi, Rasya'nın Batıya karşı Suriye'ye verdiği desteğin ne kadar ciddi boyutta olduğunu gösteriyor
 
Gerçekte Suriye birçok açıdan Rusya için önemli bir ülkedir. Çünkü Moskova yönetimi son bir kaç yılda Ortadoğu bölgesindeki bazı geleneksel müttefiklerini bir bir ardı sıra kaybetmeye başladı ve Rusya'nın yerini Batı aldı. Suriye krizi konusunda ise Moskova Şam yönetimine kesin destek politikasını izlemeye başladı. Gerçi Moskova'nın Şam yönetimine verdiği destek de bazen inişli çıkışlı bir süreç izledi, ama yine de şimdiki zaman diliminde ve Ortadoğu'nun öneminin yeniden tanımlandığı şu sıralarda Moskova Suriye'ye ciddi destek tutumuna yöneldi, ki bu kararın en somut delili de stratejik Mig 31 savaş uçaklarını Şam yönetimine teslim etmesidir.
 
Öte yandan Tartus, Rusya'nın Ortadoğu bölgesinde ve Akdeniz kıyılarında sahip olduğu tek deniz üssüdür ve bu yüzden Moskova Rus donanması için hayati önem arz eden bu üssü her ne pahasına olursa olsun korumak istiyor.
 
Bazı kaynaklar ise Şam yönetimi Rusya'ya Suriye'de ikinci askeri üssünü kurma konusunda yeşil ışık yaktığını belirtiyor. Buna göre Suriye yönetimi Rusya'dan Cebele sahil kentinde bir başka üs kurmasını istedi. Bu durumda bu üs Rusya'nın Tartus'tan sonra Suriye topraklarında ikinci üssü olacak. Suriye yönetimi Rusya'nın küresel istikrar ve barışta önemli bir unsur olduğunu düşünerek bölgede daha fazla varlığı bölgenin istikrarına daha fazla katkı sağlayacağına inanıyor.
 
Gerçekte Rusya'nın Suriye'de ikinci askeri üssünü kurma kararı ise Moskova'nın Şam yönetimi ile stratejik ortaklığına bağlı olduğunu ve hiç bir koşul altında Suriye'nin yasal yönetiminin devrilmesine müsaade etmeyeceğini gösteriyor.
KAYNAK: ABNA