Duyurular
   22 Mayıs Pazar Hz. Mehdi'nin kutlu doğumu.

   19 Mayıs Perşembe Kerbela şehidi İmam Hüseyin'in oğlu Hz. Ali Ekber'in kutlu doğum günü.

   13 Mayıs Cuma İmam Zeynel Abidin'in mübarek doğumu.

   12 Mayıs Perşembe Kerbela sakisi hz. Ebul fazl Celal Abbas'ın kutlu doğum günü.

   11 Mayıs Çarşamba İmam Hüseyin'in kutlu doğumu.

   11 Mayıs Çarşamba İmam Hüseyin'in kutlu doğumu.

   4 Mayıs Çarşamba Peygamberimizin biseti ve peygamberliğe seçilişi.

   4 Mayıs Çarşamba Peygamberimizin amcası, Hz. Ali'nin babası Hz. Ebu Talib'in vefatı.

   4 Mayıs Çarşamba Peygamberimizin amcası, Hz. Ali'nin babası Hz. Ebu Talib'in vefatı.

   3 Mayıs Salı İmam Musa Kazım'ın Şehadeti.

   23 Nisan Cumartesi Kerbelanın kadın kahramanı Hz. Zeyneb'in şehadeti.

   21 Nisan Perşembe Hz. Ali'nin kutlu doğum günü.

   14 Nisan Perşembe Regaib Gecesi

   11 Nisan pazartesi İmam Ali Naki'nin şehadeti.

   8 Nisan Cuma bir rivayete göre İmam Muhammed Bakır'ın kutlu doğum günü.

   8 Nisan Cuma üç ayların başlangıcı ve Recep Ayına giriş.

   LA İLAHE İLLALLAH, MUHAMMEDUN RESULULLAH, ALİYYUN VELİYYULLAH

   ALEVİLİK İSLAMIN ÖZÜDÜR

   17 Nisan Pazar İmam Hüseyin'in oğlu kerbelanın altı aylık şehidi Hz. Ali Askerin kutlu doğum günü.

   18 Nisan Pazartesi İmam Muhamemd Taki'nin kutlu doğum günü.

   26 Nisan Salı Peygamberimizin oğlu Hz. İbrahim'in 16 aylıkken vefatı.

   2 Mayıs Pazartesi Hz. Ali'nin mübarek eliyle Hayber kalesinin fethedilmesi.

Anket
Sizce Gadiri Hum'da Ne Oldu?
  • Hz. Muhammed s.a.a Allah'ın emriyle Hz. Ali'yi kendisinden sonra halife seçti.
  • Hz. Muhammed s.a.a Müslümanlara Hz. Ali'yi sevmelerini emretti.
  • Bilmiyorum
Video Galerisi
Alıntı Yazılar
Soner Yalçın
Panama Belgeleri’nin sırrı bu mektupta

Hüsnü Mahalli
Hüsnü Mahalli: Yok olmanın hafifliği

Fehim Taştekin
Kürt hesabı!

Alptekin Durusunoğlu
Suudilerin Hizbullah’a armağanı

Son Dakika Haber
    Cami-Cemevi Projesine Neden Karşıyız?

Yazarı : Teoman ŞAHİN | Tarih:14.09.2013 11:49:45

Birden! gündeme geldi,aleviyim! diyen biri İzzettin Doğan ve Sünni-Nurcu kanat içinden çıkan ve kendisi ekol olan Fethullah gülen kafa kafaya verip Ülkemizin değişik yerlerinde yan yana olmak üzere Cami-Cemevi projesi için düğmeye bastılar ve ilk temeli Ankara-Tuzluçayır semtinde attılar.

Neden karşı çıktığımız konusuna girmeden önce bu projeyi savunanların gerekçelerini biraz eleştiriye tabi tutalım.

1-      BARIŞ PROJESİ OLDUĞU YALANI

İnsanları belli yollara yönlendirmek isteyenlerin en çok kullandığı argümanlar barış,özgürlük,bağımsızlık gibi kelimelerdir,bu projeyi de savunanların en çok kullandığı kelimenin barış olduğunu görüyoruz.

Öyle bir imada bulunuyorlar ki sanki biraz daha geç kalınsaymış Anadolu halkı biribirine girecekmiş gibi oysa  dışarıdan derin ve  kötüniyetli müdahale olmadığı sürece anadoluda yaşayan Alevi ve Sünni halk hiçbir dönem birbirine girmediği gibi yan yana yaşamaya yüzyıllarca  devam etmiştir.

Öyle sunuyorlar ki sanki 900 yıldır savaş halindeymişiz de bu proje bu savaşa son verecekmiş,bakın etrafınıza cami ile cemevi yan yana değil diye birbirine düşmanca bakan alevi yada Sünni görecekmisiniz?

Barış herkesin ortak düşü olduğu ve kimse kavrama karşı çıkmayacağı için bu çürük kirli ve sinsi proje barış adı altında sunuluyor.

Oysa kimsenin savaştığı yok bu bir yana kimsede böyle bir proje yok diye birbirine düşmanda değil.

Bir savaş olmadığına göre  barış diye araya girmenin de bir anlamı yok.İlerisi için tedbir alıyoruz diye savunuluyorsa da  içi boş ve fos bir tedbir olduğunu en baştan söyleyelim.Hatta tam tersi projenin kendisi zaten bir risk taşıyor,birbirlerinden bağımsız hareket eden iki ayrı grubu  hiç gereği yokken yan yana getirmenin kendisi riskli olduğuna göre barış projesinin koskoca bir yalan olduğu apaçık ortada duruyor.

Merak etmesinler anadoluda alevi olsun Sünni olsun hiç kimse Camiyle cemevi yan yana  yapılmıyor diye üzülmedi ve birbirine sırf bu nedenle de düşman olmadı .O halde bu savunma şeklinin içi boş ve çürük bulunuyor.

 

2-      BİRBİRLERİNİ  TANIRLAR YALANI

Yani şimdiye kadar birbirimizi tanımıyor muyduk? Bunca yıl iç içe yaşamamış mıydık? Birbirimize o kadar mı yabancıydık?

Bu proje ancak bu kadar Akı ldışı  savunulabilir,yüzyıllarca aynı mahallede yaşadık,aynı işyerinde çalıştık,aynı okullara gittik,aynı askerliği yaptık,aynı depremde öldük,aynı şeylere sevindik,aynı sıkıntıları çektik,benzer yaşam şekilleriyle yaşıyoruz.

Bu beylere göre birbirimizi tanımıyormuşuz bu projeyle daha iyi tanıyacakmışız,camiden çıkıp cemevine gelip bakacaklar ve Alevileri tanıyacaklarmış,Alevilerde camidekileri daha iyi tanıyacaklarmış.

Bunun için milyarlarca liralık bu projelere gerek  var mı? Her yerde cemler yapılıyor ne olduğu canlı yayınlanıyor,internet ortamında her türlü bilgi ve görüntüyü herkes görüyorken bu gerekçede kof değil mi?

Günümüz ibadetlerinin hangisi gizli ki tanımak için açığa çıkmasına ihtiyaç duyalım.Cemlerin gizliliği günümüz için geçerliliğini yitirmiş olup isteyen her Sünni vatandaş en yakın cemevine gidip olan biteni bizzat gözleriyle görebileceği gibi zaten TV lerde canlı yayınlanan bu törenleri de evinde izleyip fikir sahibi olabilirken  Alevileri daha iyi tanırız gerekçesi koskoca bir yalan balonu olarak ortada duruyor.

Tersinden düşünürsek te bizlerde  Sünnilerin camilerde ne yaptığını zaten biliyoruz,o halde böyle bir yalana neden gerek duyuluyor?

 

3-      CEMEVLERİ MEŞRULAŞMIŞ OLUR YALANI

Böylece cemevleri meşrulaşmış olur diyorlar,ilginçtir bunu söyleyenler anadoluda ikibin cemevi olduğunu da söylüyorlar,yani iş zaten fiilen gerçekleşmiş,fiili bir durum zaten oluşmuş,heryer cemeviyle dolmuşken yani zaten meşruyken tuzluçayırda yapılan ikibinbirinci cemevinin meşruluğu sağladığını söylemek akıl dışı  değil mi?Eğer yasal olarak meşruluk sorunu varsa da tekke ve zaviyeleri yasaklayan devrim! Kanunu kaldırılır olay biter,bunun için cami ve cemevini yan yana yapmaya da gerekte yok.

 

4-      DEVLET YAPMIYOR YALANI

Yıllardır yazdık söyledik ülkemizde yapılan her cemevinin arka planında devlet,devletin bir organı yada devleti temsil eden bir kişi hep olmuştur.Erbakan-Çiller iktidarı başta olmak üzere yıllardır plan bütçeden cemevi yapımı için milyarlar bu derneklere ve vakıflara aktarılmıştır.

Bu proje yeni olmayıp yıllardır planlanmıştır,yani birden bire olan bir değildir.Alevilerin devletleştirilmesi  için cemevleri yapımını devlet bizzat  kararlaştırmıştır.Hangi ilde hangi isimlere bu işin yaptırıldığını ve arka plandaki maddi güçlerin kim olduğunu yıllardır biliyor söylüyoruz.

Üstelik artık gizlide değil,cumhurbaşkanları bektaş törenlerine gidiyor,cemevlerine giriyor,başbakan  bende aleviyim diye haykırıyor,belediye başkanları cemevi açıyor,bakan tuzluçayır cemevi töreninde konuşuyor,iktidar ve muhalefet parti milletvekilleri temel atma töreninde birlikte boy gösteriyorken devletin bu işlerle ilgisi olmadığı yalanına kim inanır?

 

5-      CEMEVLERİNE ALEVİLERİN İHTİYACI OLDUĞU YALANI

Yaptıkları işi kamufle etmek için Alevilerin istediği,Alevilerin cemevlerine ihtiyacı olduğu yalanını da sıkça kullandılar.

Oysa Alevilerin öncelikli ihtiyaç listesinde cemevleri yapımı belki ilk yüze bile giremez.Aleviler kamuda memur olmak istiyor,işsiz kalmak istemiyor,hakim savcı kaymakam vali olmak istiyor,çoluk çocuğunu namerde muhtaç kalmadan okutmak istiyor,aleviler aş istiyor,iş istiyor,okul ,fabrika ,sağlık hizmeti,konut istiyor,eşit vatandaş olmak istiyorken birileri tüm bu talepleri arka plana atarak Alevilerin en önemli öncelikli sorununun cemevi ve yasallığı olduğunu dikte ediyor,bu yalana inanmamız isteniyor.

Öyle bir hava yarattılar ki sanki cemevleri yapılmasa aleviler yaşayamayacaklar,insaf! Bakın çevrenize cemevi yok diye üzülen ağlayan dövünen birtek alevi bile bulamazsınız,ama yüzlerce insan bir araya getiriliyor ve alevilerin öncelikli sorununun cemevi olduğu yalanına inanmamız isteniyor.Daha komiği seçtikleri tuzluçayırda camide cemevide bulunmakta olup fazladan böyle bir projeyede hiç ihtiyaç yoktu.

 

6-      PROJEYLE DİYANETİN İLGİSİ OLMADIĞI YALANI

Bir kuyruklu yalanda bu,güya projeyle diyanetin ilgisi yokmuş,oysa yasalar çerçevesinde diyanet yapılan her camiye hoca atıyor ve buraya da cami yapıldığında diyanet hoca atayacak,müezzin atayacak ve bunların maaşlarını verecek.

Durum bu kadar açıkken göz önündeyken diyanetin işin içinde olmadığını söylemek için bayağı pişkin olmak gerekiyor.

 

7-      ASİMİLASYON PROJESİ DEĞİL YALANI

Kuyruklu bir yalanda bu,camiye atanan hoca hangi mezhebin fıkhını uygulayacak? Diyanetin camilere atadığı hocaların Sünni-hanefi mezhebini uyguladıklarını bilmeyen var mı? Yapılan camide de bu uygulanacağına göre klasik bu projede Sünnileştirme projesinin bir parçası olmuş olmuyor mu?

Ayrıca cemevlerine sokulan saz çalıp semah dönen ve dede masallarını dinleyen aleviler burada da uyutulmuş uyuşturulmuş olmuyor mu? Burada görev alacak dede ve zakirlerinde devletten maaş alacağını hepimize duyurmadılar mı? Peki bu maaşlı dedeler ve kadrolar cemevinde maaşı veren gücün politikasını dayatmayacak mı? Bu sinsi bir asimilasyon olmuyor mu?Sünni hacı bektaşın sufist Sünni öğretilerini Alevilere dayatmak bunları Alevilik diye sunmak asimilasyon olmuyor mu?

Yarın aşevinde Alevilere ekmek aş verilecek ve onlara iş vermek yerine göz boyamacayla yön verilecek,kendi makarnacıları gibi karınları doyurulup akıllarına pranga vurulup  yön verilecek bunu görmezden mi gelelim isteniyor?Bu da asimile politikası değil mi?

 

8-      EŞİT HAKLAR TALEEBİNİN KARŞILANDIĞI YALANI

Yani cami ve ceemevi yan yana olunca eşit haklar nasıl karşılanmış olur anlamak mümkün değil,zaten bu beyler Alevilerin dile getirdiği eşit haklar talebini ya anlamamışlar yada anlamazdan geliyorlar,eşit hak derken devlet nezdinde kişilerin mezheblerine ırklarına göre ayrım olmaması isteniyor,

Vali atanırken sadece Sünni atanmasın, genelkurmay başkanı sadece Sünnilerden olmasın,Alevilerde hakim savcı olabilsin devlet Alevilere sırtını dönmesin görmezden gelmesin eşit haklarla davransın isteniyor.Sadece cemevi boyutuyla eşit haklar sorununun çözüleceğini savunmak talebin karşılandığını söylemek sorunu kamufle etmekten öteye gitmiyor.

 

9-      KARŞI ÇIKANLARIN ANARŞİST OLDUĞU YALANI

Tuzluçayırda birtakım yüzü maskeli kişilerin eylemlerini bahane ederek  projeye karşı  çıkanların  anarşist olduğunu söylemek yalan bir yana insafsız bir yaklaşımdır,aleviyim diyen aydın kesiminin önemli bir kısmı ve bizim gibi  12 imam mezhebine inanan herkes projeye karşıdır,bunu bildikleri içinde projeyi dayatma şeklinde getirdiler,kamuoyunda tartışmaya açmadılar.Doğru sözlülerdenseniz buyrun tuzluçayırda  anket yapalım sonuca hepimiz katlanalım bakalım anarşist oranı yüzde kaç çıkıyor.

Karşı çıkanlarla birlikte olmamıza karşın karşı çıkış gerekçemizin değişik bir temelde olduğunu da ayrıca belirtiyoruz.

 

10-  FİNANSI İŞADAMLARI YAPIYOR YALANI

Türkiyede kendi çabası ve alınteriyle para kazanan hiçbir işadamı bu projeye destek vermez,zaten açılışa katılanların içinde bu derecede zengin bir işadamı da yoktu,açıklanan bir isimde olmadı.Bu kadar açık ve şeffaf biçimde yapılan bir iş için para harcayacak iş adamlarının gizli tutulması da anlamsız geliyor.Kimbilir belki de iş adamlarının hayırlı bir iş yapıp yapmadıkları konusunda çekinceleri olduğu için gizlidirler.Belli aşamalardan sonra öne çıkarılacak kişilerin göstermelik yardımlar yapan kişiler olduğuna inanmak daha tutarlı gözüküyor.Bir proje derinse arka planı da derin olmak zorunda bulunuyor.

 

11-  PROJEYE DEDELER  İCAZET VERDİ YALANI

İzzettin doğanın devletle işbirliği yaparak dedelere maaş verileceği vaadiyle işi gücü olmayan bazıları cem vakfı çevresinde toplandılar ve umutla maaş verilmesini bekliyorlar,işte icazet verildi diye sundukları bu devletten maaş bekleyen takımdan başkası değildir.

Ayrıca alevi toplumunun önderi dedeler değil aydınlardır,bu yalanla yüzyıllardır halkı sömüren dedelik düzeninin de canlandırılması meşrulaştırılması amaçlanıyor.İnanç önderi diye taktim edilen birtakım işbirlikçi kişiler alevi toplumunun başına bela edilmek isteniyor.Çünkü Alevilerin içinde 12 imamların öğretilerini öğrenip bilen alim sayısı bir elin parmağını geçmiyor ve bu boşluğu dedelerle doldurmak istiyorlar.

Projeyi yapanların bunca yalanının ne anlama geldiğini Allah(cc) Kuranı Kerimin Mümin suresinin 28.ayetinde bizlere söylüyor;

‘ALLAH,HADDİNİ AŞAN VE ÇOK YALAN SÖYLEYEN KİŞİYİ DOĞRU YOLA SEVKETMEZ’

Bu yolun doğru bir yol olmadığını Allah söylüyor,o halde bu yola hizmet edenler mahşeri vebalini düşünmelidirler.

Karşı  çıkışımızla ilgili diğer düşüncelerimizse şöyle;

1-      ÖN PLANA ÇIKAN İSİMLER TOPLUMA  GÜVEN VERMİYORLAR.

Proje Fettullah gülen ve cemaaitiyle İzzettin doğan ve cem vakfı arasında ortak bir ilişkinin eseri olarak taktim edildi.

Cemaatin önderi Gülenin  yıllardır Amerikada olması ve oradan çıkamaması ,diğer  önder Doğan’ın ise bu konuda yıllardır devletin bir memuru olarak çalışması  aleviler için diyanet türü bir projenin içinde yer almasını düşünmesi,devletten icazetle vakıf kurması türünden ilişki ve faaliyetler düşünüldüğünde bu kişilerin peşinden gözü kapalı gidilemeyeceğini gösteriyor.

Nitekim İzzettin Doğan’ın Anadolu toplumunda maaş vereceğim diye umut verdiği işsizler ve onların çevreleri dışında hiçbir nüfuz etkisi ve alanı bulunmuyor.

Fettullah Gülenin ve cemaatinin aleviler içindeki  negatif yeride zaten herkesin bildiği gerçekliktir.

 

2-      DEVLETİN DİNİ ANLAYIŞLARA  MÜDAHALE ÇABASI  İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNE AYKIRIDIR.

İnsan hakları yasalarından başlamak üzere TC Anayasasına kadarki tüm çağdaş yasalarda ‘Din,vijdan ve inanç özgürlüğünden’ bahsedilir.Herkes inancında özgürdür istediği gibi yaşar denilir.Belediyesiyle,imarıyla,İktidarıyla muhalefetiyle,diyanetiyle devlet bu projenin içindedir.İnsanların nerede nasıl ne şekilde ibadet edeceği konusunda sadece hizmet ederek,yol açarak yardımcı olması gereken devlet organlarının insanları bu şekilde yönlendirmesi kendi  anayasasında yazılı toplumsal taahhüdü olan laikliğe de aykırıdır..Özel ve tüzel kişiler dinsel yorumları tartışabilir,lehe veya aleyhe yorumlar yapabilirler ancak gerçek bir laik devlet tartışamaz,karışamaz ve yorumda yapamaz.

Öyle bir durum oluştu ki laik devlete ‘Herkes haddini bilecek’ deme noktasına gelmiş bulunuyoruz. Ya tutarsızlıktan yada diyanet ve laiklikten vazgeçilmesi noktasına geldiğimizi de ayrıca düşünüyorum.

 

3-      PROJE ASLINDA TOPLUMU BÖLÜYOR,AYRIŞTIRIYOR.

Sunucular cami ve cemevi adı altında iki ayrı ibadet merkezi yada inanç merkezi sunuyorlar,oysa aynı dindin farklı iki ayrı ibadet merkezi olmaz.Somutta böyle anlayışlar varsa bile bu anlayışların giderilmesine çalışılması gerekirken bunların meşrulaştırılmasına çalışılması  birleştirmek değil bölmektir.Projenin gizli hedefi belkide budur,zira emperyal devletler çok uzun yıllardır Alevileri ‘Müslüman olmayan azınlık’ olarak tanımlamış Aleviliği ayrı bir dinmiş gibi gösterip cemevlerini de bu dinin ibadethanesi olarak tanımlamışlardır,hatta zaman zaman bu görüşlere inanarak  savunan alevi kökenlilerinde olduğunu  da görmekteyiz.O halde emperyal görüşe hizmet edecek bir projeye karşı çıkmamızdan daha doğal bir şey olamaz.

 

4-      PROJE DEVLETLEŞTİRMEYE VE ASİMİLASYONA AÇIKTIR.

Şu an demokratikleşme paketi gerekçesiyle cemevlerine ibadethane statüsü verilmek istendiğini,dede ve zakirlere tıpkı diyanet hocaları gibi maaş verilmek istendiğini biliyoruz,yıllardır yapılmaya çalışılan da buydu.

Nasıl diyanet hocaları maaşlarını veren devletin emrine girmiş ve dinsel alanda özgür iradelerini yitirmişse  aynı durumun maaşlı dedeler kullanılarak Alevilere de uygulanmasını ve alevi inanç esaslarını devletin belirlemesini kabul edemeyiz.

Kurulacak camide diyanetin isteği doğrultusunda Sünni-hanefi mezhebinin dayatılacağını hepimiz biliyoruz,bu durumda cemeevinden çıkıp camiye giren alevi kökenli kişilerin zamanla Sünnileştirilmesinin amaçlandığı açıkça görülüyor.Bu gerçekleşsin veya gerçekleşmesin önemli olan burada projenin niyetini göstermesi açısından önemli bir durumdur.

Yine cemevini aleviler için öneren projenin Alevileri cemevlerine çekerek Sünni hacı bektaşın sufist ilkelerini sunarak Bektaşileştirmeye çalışması da bizim için ayrı bir karşı çıkış noktasıdır. Devler sanki Sünnileşme ve Bektaşileşme dışında Alevilerin başka seçeneği yokmuş gibi yönlendirmek istiyor,oysa aleviler yüzyıllardır 12 imam yolunda olduklarını,Caferi olduklarını haykırmış fakat bu yolu çeşitli engeller nedeniyle öğrenememiştir.Birilerinin Sünnileştirme ve Bektaşileştirme hedefleriyle Alevileri başka seçeneklerden mahrum bırakmalarına 12 imamları tanıyan biralevi aydını olarak karşı çıkmanın biz aydınların  toplumsal borcumuz olduğunu biliyoruz.

 

5-      ALEVİLERİN  AKLINI KÖRLEŞTİRMEK VE DÜNYADAN KOPARMAK İSTİYORLAR.

Yıllar önce bu projenin alt yapıları yada teorik açılımı gerçekleştirilmek istendiğinde anadoluda yaşayan ve kendisini alevi olarak tanımlayan insanlara

‘Siz Anadolu alevisisiniz,onlar Şii’ diyerek,ülkemiz dışında yaşayan Alevilerden koparmak istediler ve bunun içinde Alevilere cemevi örgütlenmesini önerdiler,cemevine girilecek cem saz semah ve cahil  dedelerin gerçeklerle ilgisi olmayan anlatımlarıyla  avutmayı ve  oyalamayı planladılar.

Toplum mimarisiyle milyonlarca alevinin özgür iradesiyle tercih yapmasını önlemeyi ve onları belli şekilde belli yollara kanalize etmeyi düşündüler,Alevilerin yerine onlar düşünüp karar verdiler,belli kalıpların dışında düşünmemizi büyük medya ve siyaset dayatmalarıyla önlemeyi düşündüler buna çalıştılar.

İşte bu proje yıllardır teoride pişirilen bu düşüncelerin pratiğe geçirilmesinden başka bir şey değildir.

Projeyi kabul eden alevi artık tüm bağımsız düşüncesini kaybedecek cem yapıp semah dönecek,namaz kılacaksa diyanet camisine gidecek ve buralarda maaşlı dede ve hocaların kendisine sunduğu resmi devlet projelerinin piyadesi olacaktır.Bunun dışında tercih yada alternatif olduğunu kavrayabilmesi artık çok zor olacaktır.

 

6-      PROJE DİYANETİ ALEVİLER NEZDİNDE MEŞRULAŞTIRIYOR.

Aleviler hem aydın hem avam nezdinde diyanet işleri başkanlığını içlerine sindirememiştir.Bunun bir sebebi diyanetin Sünnileştirme çabası isede diğer önemli sebebi laiklik ilkesine aykırı bir kuruluş olmasından kaynaklanmaktadır.Hatta son yıllarda diyanetin kaldırılması apaçık dillendirilmeye de başlanmıştır.

Gerçektende eğer bir din devletinde değilsek devletin dine müdahale etmesi düşünülemez,bize  hem devletin laik olduğunun söylenmesi hem de alevi toplumunu laikliğin güvencesi imajının sarsılması üzerine bu proje dedelere verilecek maaşla birlikte diyanetin meşrulaşması anlamına da gelecektir.

Laik bir devlette  diyanetin varlığının tartışılması önlenmek isteniyor.Bu tartışmanın en gönüllü elemanları olan aleviler dedelere maaşla susuturuluyor.

 

7-      GÜNÜMÜZDE  CEMEVLERİ TEKKELER DIŞINDA BİR İŞLEV TAŞIYOR.

Proje mimarları cemevlerini tekke ve zaviye uygulaması olarak tanımlayarak Müslümanları aldatmaya çalışıyorlar.Kapatılmaya kadarki süreçte  anadoludaki tekke ve zaviyelerde islami ibadetler uygulanıyordu,İbni battuta gibi seyyahların verdiği bilgilerden çok eskilerden bu yana bu tür tekkelerde aynı zamanda mescid işlevinin de olduğunu biliyoruz  ve diyanet sonrasında bu işlev diyanet camilerine devredilmişti.Yine kapatılmış olmasına karşın tarikatlar belli dönemler gizli olarak ibadetlerini sürdürdüler ama eski alışkanlıklarından ‘namaz,oruç hacc vs’ hiç kopmadılar,sonrasında da diyanet camilerinde bu ibadetlerine devam ettiler.

Ancak Sünni Bektaşi tarikatı değişik bir özellik gösterdi,1826 da ‘Vakayi hayriye’ diye tabşr edilen olay neticesinde Osmanlı denetiminden  çıktı ve Osmanlının yıkılışıyla da  bir daha belini doğrultamadığı gibi sebatayistlerin etki ve telkinleriyle de İslam dışı bir çizgiye oturdu.Bu etkilerle günümüzde öyle bir sonuç oluştu ki  söz gelimi Mevleviler sema dönerken namazıda kılmaktayken,Bektaşiler semahı namaz yerine yapılan bir ibadet olarak kabul etme noktasına kadar geldiler.

Sebatayist etki sadece namazı değil ramazan orucunu,haccı vs vs dışladı ve bunları Sünnilik olarak ilan etti ve ne yazık ki Bektaşilik burada girmeyeceğim çeşitli sebeplerle en çok aleviyim diyen insanımızı etkiledi.Bugün sebatayist Bektaşi etkisiyle  de cahil bırakılmış ve kendisini alevi kabul eden insanımızın bir kısmı  ‘Camiyi,mescidi,ramazan orucunu,haccı’ Sünnilik sanıyor böyle tanımlıyor.Kendisinin bunları yaparsa Sünnileşeceğine inanıyor,12 imam yolunda da bu ibadetlerin değişik şekilde ve anlayışta da olsa yapıldığının farkında değil çünkü bu kısımda Şiileşmek olarak gösteriliyor ve ne Sünnileşirim nede Şiileşirim diyerek İslam dışı fikirlerin eline düşürülüyor.

Bektaşilik ve altyapısı olan cemevleri bugün İslam dışı anlayışa sahip Alevilerin bu anlayış içinde yok olmasına asla razı olmayız.

 

8-      ALEVİLER 12 İMAMLARDAN KOPARILMAK İSTENİYOR.

Anadoluda yaşayan ve kendisini alevi olarak kabul edilen halkın bilgisizliğinden faydalanılarak Alevilerin önlerine ya diyanet camisini seçerek Sünnileşme yada cemevlerini seçerek Sünni hacı bektaşın tasavvufi ilkeleriyle Bektaşileşme şıkları dayatılıyor.Bunu yaparken de  yoksa Şiileşirler endişesiyle hareket ediliyor.Alevilere de Şiilik bir öcü gibi gösteriliyor.Namaz oruç,hac gibi birkaç fıkhi hüküm şeriatçılık ve aşırı şekilcilik olarak gösterilirken daha şekilci cem ve erkanları sunuluyor.

 

9- İSLAMA AYKIRI HİZMET! YAPILIYOR.

İslamın Şii,Sünni yada harici hangi yorumu olursa olsun islamın mabedi mescid yada camilerdir ve buralardaki ortak ibadette şekilleri verilen anlamları  farklı olsa da namazdır.

Mescid ve namaz konusunda icma olup bugüne kadar hiçbir müslüman grup bu durumu tartışmaya açmamış  ayrı bir ibadethane aramamıştır.

Tekke ve zaviyeler ise bunun dışında gelişmiş alternatif olmayan böyle bir iddiada da bulunmayan kurumlar olarak kabul edilmiştir.

Şimdilerde birileri cemevlerini alternatif olarak sunmaktadır.Onların zehirli sunumlarına göre  Cemevi Alevilerin,camilerde Sünnilerin ibadethanesi ! olup semah Alevilerin namaz Sünnilerindir! Yine muharrem orucu Alevilerin! Ramazan orucu Sünnilerindir.Kabe Sünnilerin kıblesi! İnsanda !! Alevilerin kabesidir,Kuran Sünnilerin  telli Kuran diye uydurdukları sazda Alevilerin kutsalıdır.

 

İşte böylesi İslam dışı zehirli kirli düşünceler Alevilere sunulmaktadır bahaneleri de Şiileşirler endişesidir,aleviler Şiileşmesin diye Alevilerin din dışına yönelmelerine bile razı olmaktadırlar.

Oysa doğruyu gerçeği söyleyerek Allah rızasını kazanmak varken belli korkularla Allahın doğrularını saklamak gizlemek islama müslümana yakışırmı?

Bizim Anadolu sözde Müslümanları ! iktidarda bulunmanın telaşı ve kibri içinde  anlamasa da ,doğruyu yıllardır haykırıyoruz yine haykıralım;

Hz.Ali’nin yada 12 imamların yolunda cemevi diye bir ibadethane yoktur,Onlar ibadetlerini mescid ve camilerde yapmışlardır.Hz.Ali ve 12 imamlar hayatlarında hiç saz çalmamış dinlememiş semah dönmemiş izlememişlerdir,Onlar adına uydurulan bidatlara son verme zamanı gelmiştir.

İşte proje mimarlarının korkusu budur,onlar aleviler 12 imam yolunun gerçeklerini doğrularını keşfederlerse bir daha onları asla yönlendiremeyiz endişesiyle bu işleri yapıyorlar,bunuda açıkça söyleyemeyip Şiileşme tehlikesi olarak gösterip genetik kodlara oynuyorlar.Bizde tam aksi görüşle onlara karşı çıkıyor oyunlarını bozmaya çalışıyoruz.Vahdet birlik kardeşlik İslam dışılıkla değil tam tersi ortak bir dinin ortak unsurlarının işlenmesiyle mümkün olacağını anlatmaya göstermeye ikna etmeye çalışıyoruz.

Kalbi bozuk olmayanları ikna edebiliyoruz.

Bizim önerimiz açık;

1-      Devlet inanç alanından  elini ayağını çeksin,yasaklar kaldırılsın , zor ve şiddet kullanılmadığı sürece de kimseye müdahale edilmesin,bunun alt yapısına ilşkin yasalar çıkarılsın yada uygum yasalar yapılsın.

2-      Kendisini alevi kabul edenler Hz.Ali’nin yada 12 imamların yolunu araştırsın öğrensin  ve örgütlenme modeli olarak ta  sosyal tesisleşmeye açık ve içinde 12 imamların fıkhının uygulandığı,Aliyyen Veliyullah ezanlarının okutulduğu camiler yapsın.Biz Çorumda böyle yaptık ve oldu.

3-      Emevi düşüncesinde olmayan Sünniler de onları Müslüman kardeşimiz  olarak görüp kabul ettiğimizi ve bizden onlara ve ortak vatanımıza asla zarar gelmeyeceğini bilsinler.

Av. Teoman Şahin

Alevi aydını araştırmacı yazar Ehli Beyt vakfı basın sözcüsü